Okullu Olmak

En son güncellendiği tarih: 27 Ağu 2020

Çocuğumuzu ilkokul öncesi kuruma bırakırken yüreğimizi burkan, vicdanımızı sürekli rahatsız eden duyguları hepimiz anne baba olarak yaşamışızdır. Ancak sağlıklı bir birey yetiştirmek istiyorsak; onların olması gereken yer kendi akranlarıyla beraber oynayacağı, sosyalleşeceği, paylaşım yapacağı, tartışacağı, beraber gülüp eğleneceği bir ortamdır. Bunun için okul öncesi kuruma çocuğunu vermek isteyen velinin çok kararlı olması gerekmektedir. “Netlik oyunu bozar” bunu hiç unutmayalım.

Peki biz kurum olarak ne yapıyoruz? Çocuğu ve aileyi bu süreçte rahatlatan en uygun yöntem olan BERLİN modelini kullanıyoruz.

Nedir bu BERLİN modeli?

Almanya’da bilimsel çalışmalar sonucunda oluşturulmuş Berlin Modeli (Laewen, Andres & Hedevari, 2003) çocukların güvenli ve mutlu bir biçimde kreş hayatına başlamalarının yolunu gösteriyor. Bu model temelini psikolojideki bağlanma teorisinden (Attachment Theory, John Bowlby, 1969) alır ve çocuğun kayıp duygusu ya da terk edilmişlik hissi yaşamadan anaokulu/ kreş gibi yeni bir ortama güvenle bağlanmasının yöntemini gösterir. Nasıl mı?

1. Temel Evre:

Bu evre, ebeveynin ve çocuğun, anaokulunu / kreşi tanımak ve oraya ısınmak amacıyla kreşte birlikte geçireceği ilk 3 günü kapsar. 1. gün 1 saat, 2. gün 2 saat ve 3. gün 2-3 saat boyunca çocuk, annesinden aldığı güvenle yeni ortamını, öğretmenini ve arkadaşlarını tanır ve terk edilme korkusu yaşamadan etrafını keşfetmek için motive olur. Öte yandan öğretmen de çocuğu gözlemleme ve onunla yavaşça ilişki kurma fırsatı bulur. Çocuk, bu 3 gün boyunca kreşteki diğer çocuklarla oynaması için zorlanmaz ve aktivitelere katılması onun isteğine bırakılır. Anne ya da baba varlığıyla yeni bir ortamda bulunan çocuğa güven telkin eder.

2. Sağlamlaştırma ve Ayrılma Evresi:

Bu evre 4. ve 10. günler arası yaşanan zaman dilimini kapsar. Bu evrede amaç çocukla öğretmeni arasında oluşan güven ilişkisinin sağlamlaştırılmasıdır. Çocuk kabul ettiği sürece öğretmen onunla yakın bir ilişki kurar, ona öğle yemeğini yedirir, onunla oynar. Bütün bunlar sırasında ebeveyn kendini arka planda tutar ve aktif olarak hiçbir şeye karışmaz. Sadece fiziksel olarak oradadır. İlk ayrılık denemesi 4. gün yaşanır. Yarım saat gibi kısa bir süre için ebeveyn çocuğuna veda eder ve çocuğun kendisini göremeyeceği yakın bir yerde bekler. Bu ilk ayrılık denemesinde çocuğun vereceği tepki, onun yuvaya alışma süreciyle ilgili ilk ipuçlarını da verir. Eğer çocuk, annesinin gidişinden aşırı rahatsız olmuyorsa ve kendi başına aktif davranabiliyorsa muhtemelen kreşe uyum süreci yaklaşık 6 günde tamamlanacaktır. Ama çocuk annesinin gidişini protesto ediyorsa, peşinden gidip ağlıyorsa ve öğretmeninin onu teselli etmesine izin vermiyorsa alışma süreci muhtemelen 2-3 hafta gibi bir zaman zarfında tamamlanacaktır. 4. günden sonraki günlerde ayrılık denemelerine devam edilir ve çocuğun tepkisine göre ebeveynin yuvaya dönüş süresi uzatılır. Böylece çocuk günden güne daha uzun sürelerle kreşte tek başına kalmaya başlar. Çocuğun annesine ya da babasına ihtiyaç hissetmesi durumunda ebeveyn hemen ulaşılabilir mesafede olmalıdır; örneğin kreşin bahçesinde ya da yan odalardan birinde.

3. Bitiş Evresi:

10 güne kadar yaşanan ayrılık denemelerinde çocuk olumlu gelişmeler göstermişse eğer bu son evrede ebeveyn artık kreşten tamamen ayrılabilir. Yine de ilk zamanlar ebeveyn gerektiğinde her an telefonla ulaşılabilir konumda ve tekrar kreşe dönebilecek mesafede olmalıdır. Bu evrede çocuk, annesinin gitmesini istemeyebilir ama önemli olan annesi ona veda ettikten sonra öğretmeninin kendisini teselli etmesine izin vermesidir. Eğer öğretmen çocuğa güven verip onu sakinleştirebiliyorsa, çocuğun öğretmene bağlanmaya başladığını ve artık yeni kreş hayatına alıştığını kabul edebiliriz.

Berlin Modeli’nin Avantajları:

Çocuğun kreş gibi yeni bir ortama güven duyması yavaş bir alışma süreciyle sağlıklı bir biçimde yaşanır.

Bu süreçte çocuk aşamalı olarak anne ya da babasının eşliğinde yeni öğretmenini ve arkadaşlarını tanır.

Çocuk, bir anda anne ya da babasına veda etmek zorunda bırakılmaz.

Çocuk, ebeveyninden aldığı destekle ayrılık kaygısı taşımadan yeni ortamına daha çabuk ilgi duymaya başlar.

Bu model sayesinde ebeveyn, yuva öğretmeniyle çocuğunun uyku, beslenme ve oyun alışkanlıkları hakkında konuşma fırsatı bulur ve çocuğunu emanet edeceği öğretmeni daha yakından tanır.

Her çocuğun parmak izi kadar tek ve özel olduğunu unutmayalım. Kimi çocuk bu sürece birkaç günde alışırken, kimi çocukta haftalar sürebilir. Çocuğumuzu hiçbir çocukla kıyaslamamalıyız.

Ev hayatından kreş hayatına geçiş süreci bir çocuğun güvenle bağlandığı ailesinden ve de ortamından ilk ayrılık denemesidir. Ve hiçbir ayrılık bir çocuk için kayıp duygusuna ya da terk edilmişlik hissine dönüşmemelidir. Berlin Modeli’ndeki gibi duyarlı ve sağlıklı bir yaklaşımla çocuğun yaşayacağı alışma süreci, hem aileler hem de çocuklar için daha kolay bir hale gelebilir.

ÇGE Uzmanı

Tuğba ERHAN

6 görüntüleme0 yorum

Hilal, Altınvadi Sitesi (Aleksander Dupçek Sk.) No:52, 06550 Çankaya/Ankara, Türkiye

Abonelik Formu

(0312) 491 90 02

©2020 ZODY Dijital Ajansı tarafından hazırlanmıştır.

  • Google Places
  • Instagram
  • Facebook